Claude: Bilinmeyen Enzim Sistemi Keşfetti, Uzmanlar Şaşkın

Claude: Bilinmeyen Enzim Sistemi Keşfetti, Uzmanlar Şaşkın

Anthropic, Claude'un bakteri enfekte eden virüslerin DNA’sında daha önce bilinmeyen yeni bir enzim sistemi keşfettiğini söylüyor. Önceki çalışmalar bu sistemin çekirdeğindeki enzimi kayda geçirmişti ama etrafındakileri gözden kaçırmış gibi görünüyor.

Anthropic bu bulguyu 23 eylül tarihinde açıkladı. Bu gelişme, yapay zekanın artık insan uzmanların gözden kaçırdığı kalıpları tespit edebildiğinin önemli bir göstergesi. Peki, bu keşif ne anlama geliyor?

Laboratuvar Dışındaki Herkes Neden İlgilenmeli?

Tıbbı kökten değiştiren birçok buluş, bir bilim insanının doğada sıra dışı bir şey fark etmesiyle başladı. Bakterilerde bulunan restriksiyon enzimlerinin bilimsel keşfi, biyoteknoloji sektörünün doğuşuna öncülük etti.

Yellowstone’daki bir sıcak su kaynağından elde edilen bir enzim ise PCR yönteminin temelini oluşturdu. Bugün neredeyse tüm modern tıbbi testlerde bu DNA kopyalama yöntemi kullanılıyor.

Claude ise bu fark etme adımını, yalnızca Anthropic’in bilim insanlarından genel bir yönlendirme alarak gerçekleştirdi. Anthropic CEO’su Dario Amodei, bunun daha geniş bir desenin parçası olduğuna inanıyor. 2023 yılında yapay zeka modelleri lise düzeyindeki matematikte zorlanıyordu.

Ancak Amodei’ye göre, 2026’nın sonlarına geldiğimizde yapay zekalar artık alandaki en zorlu açık sorunların bazılarını çözmeye başlıyor. Ona göre biyoloji alanındaki yapay zeka da benzer bir ivme gösteriyor.

Eğer haklıysa Amodei, daha hızlı keşif sayesinde yeni ilaç hedeflerinin ve tedavi yöntemlerinin ortaya çıkabileceğini söylüyor. Klinik deneylerin süresini kısaltmasa da, çok daha umut vadeden adayların ilaç geliştirme sürecine girmesini sağlayabilir.

Daha önce de yapay zekanın 5 ila 10 yıl içinde çoğu hastalık için çözüm sunabileceğini yazmıştı. Ancak bu hedefin ‘zar zor mümkün’ olduğunu belirtiyor.

Şu an için her deneyi insan bilim insanları yürütmeye devam ediyor ve Claude’un bulduğu bu yeni sistemin tam olarak ne yaptığı henüz bilinmiyor.

CRISPR Nedir, Ne İşe Yarar?

Bakteriler, bakteriyofaj (ya da kısaca faj) adı verilen virüslerin sürekli saldırısıyla karşı karşıya. Pek çok bakteri buna CRISPR adlı sistemle karşı koyuyor.

CRISPR adeta bir hafıza bankası gibi çalışıyor. Bakteriler, geçmişte karşılaştıkları istilacı virüslerin DNA’sından kısa parçaları, tekrarlayan diziler arasına kaydediyor ve bilim insanları bu bölgeye ‘dizilim’ (array) adını veriyor.

Her bir küçük parça, kısa bir RNA’ya dönüştürülüyor. Bu RNA ise, aynı virüs geri dönerse uygun proteinleri rehberlik ederek eşleşen viral DNA’yı bulup kesmesini sağlıyor.

Bilim insanları ilk başta CRISPR’ı, bakteriyel DNA’da sıradışı yinelenen dizilimler olarak fark ettiler. Sonraları, kendi tasarımladıkları RNA rehberlerini de sisteme ekleyebileceklerini öğrendiler ve sistemi programlanabilir bir gen düzenleme aracı hâline getirerek modern tıpta kullanılmaya başladılar.

Claude Ne Buldu?

Claude’un keşfettiği sistem, ters transkriptaz adı verilen farklı bir enzim türü etrafında şekilleniyor. Bu enzim, RNA’yı DNA’ya geri kopyalayabiliyor ve Anthropic’e göre bakteriler, virüslerle savaşırken bu tip birçok enzimi kullanıyor.

Araştırmacılar, bu enzim türünü daha önce ‘jumbo faj’ adı verilen, bakterileri enfekte eden alışılmadık derecede büyük bir virüste kayda geçmişti. Ancak önceki çalışmalar, bu sistemin ayırt edici özelliklerini gözden kaçırmış gibi görünüyor. Claude bunları ilk fark eden yapay zekâ oldu.

Bu sistemde biri, henüz ne işe yaradığı bilinmeyen bir partner protein. Diğeri ise tıpkı CRISPR dizilimi gibi, düzenli aralıklarla yerleştirilmiş uzun bir DNA tekrar dizilimi. CRISPR çoğunlukla bakterilerde görülürken, ART daha çok onları enfekte eden faj’larda ortaya çıkıyor.

Anthropic bu üçlü yapıyı array-associated reverse transcriptase, yani ART olarak adlandırıyor. Claude’un bunu tespit eden ajanı, ham DNA verilerini işlerken şaşkınlığını kayıtlara geçirdi.

X üzerinden bizi takip edin ve en güncel haberleri anında alın

Claude has discovered a previously unknown enzyme system hidden in the DNA of bacteriophages. Beside the enzyme’s gene sits a long array of repeating DNA—a structure that looks somewhat similar to CRISPR.

We don’t yet understand what this system does, but only a handful of known…

— Anthropic (@AnthropicAI) September 23, 2026

Claude Ajanı Bu Sistemi Nasıl Buldu?

Bu keşfi yapan Claude ajanı, aynı arama görevi için çalışan yaklaşık 950 Claude ajanından biriydi. Anthropic’in bilim insanları Claude’a dev bir DNA veritabanında yeni ters transkriptaz’ları bulmasını isteyen tek bir komut verdi.

21 saatlik süreçte ajan’lar, 210 milyon token kullandı. Bunlar yapay zekâ modellerinin işlediği küçük metin parçaları anlamına geliyor. Ajanlar 200.000’den fazla ters transkriptaz topladı ve içlerinden 3.500 yeni aday sistem seçti.

Sonrasında, liste en ilgi çekici 20 adaya indirildi ve her biri için insan bilim insanlarının incelemesi adına raporlar hazırlandı. Anthropic’e göre bu büyüklükteki analiz, deneyimli bir bilim insanının haftalarını hatta aylarını alabiliyor.

Anthropic’in aktardığına göre: ‘Ham DNA dizisinde RT yakınında gezinirken, ajanın tepkisi şöyle oldu: “[RT’nin yanındaki DNA] muhteşem: Gözümle kolayca görebiliyorum ki ardışık bir tekrar dizilimi var… Bu CRISPR benzeri bir tekrar dizilimi mi?!”’ dedi.

Claude'un Ham DNA'da Fark Ettiği Desen.Claude'un Ham DNA'da Fark Ettiği Desen. Kaynak: Anthropic

ART’yi bulan ajan, bir insan bilim insanı gibi çalıştı. Tekrarları saydı, aralarındaki mesafeyi ölçtü, düzenini bilinen sistemlerle karşılaştırdı ve literatürde daha önce benzer raporlar var mı diye taradı.

Anthropic’in bilim insanları yalnızca komutu sağladı ve laboratuvar işini bizzat yürüttü. Ajan’lar ise hangi ipuçlarının peşinden gidileceğine kendileri karar verdi.

Laboratuvar çalışmaları şirketin Bay Area’daki tesislerinde gerçekleşti ve burada insanları enfekte eden patojenlerle çalışılmıyor.

Laboratuvar Şimdiye Kadar Ne Buldu?

Laboratuvarın ilk deneyleri, ART’nin nasıl işlediğine dair erken bir ipucu sunuyor. Ekip, ART sistemindeki tekrar diziliminin, birbirinden farklı kısa RNA kümelerine dönüştüğünü tespit etti.

Bu durum CRISPR’ı andırıyor çünkü orada da kısa RNA’lar, sistemi hedefe yönlendiren rehberler olarak davranıyor. Anthropic, bu bulgunun ART’de de benzer bir mekanizmanın olabileceğine işaret ettiğini söylüyor.

ART’nin sahip olduğu bu özellik kombinasyonu oldukça nadir. Anthropic, bu kombinasyonu paylaşan başka bilinen çok az sistem olduğunu belirtiyor.

Tüm bu sistemler programlanabilir ve DNA üzerinde kesme, kopyalama veya yapıştırma gibi işlemler gerçekleştirebilir. CRISPR dışında, benzer nitelikte birkaç yeni araç da şu anda geliştiriliyor.

Ancak Anthropic, ART’nin bu tür bir işlev sunduğuna dair bir kanıt ortaya koymadı. Şirket, henüz sistemin esas işlevinin ne olduğunu bilmediğini ve daha fazla deneyin sürdüğünü belirtiyor.

Anthropic’in CEO’su Nasıl Bir Yorum Getirdi?

Anthropic CEO’su Amodei, X platformunda yaptığı açıklamada şirketin, ART’nin yeni bir gen düzenleme mekanizması olabileceğini düşündüğünü belirtti. Amodei, gönderisinde sistemin işlevi, faydası ve önemi hakkında ise henüz net bilgiye sahip olmadıklarının altını çizdi.

‘Bunu tek seferlik bir tesadüf ya da bilimsel bir merak olarak görüp geçmek kolay olabilir fakat son yıllarda yapay zekanın yeni entelektüel alanlarda gücünün zayıftan insanüstüne çok kısa sürede ulaştığına defalarca şahit olduk’ dedi Amodei.

Amodei ayrıca, Stanford ekibinin kısa süre önce kodlayıcı olmayan bir diziye sahip farklı bir ters transkriptaz sistemi keşfettiğini aktardı. Ona göre bu sistem bazı yönleriyle ART’ye benziyor ancak ikisi birbirinden bağımsız bir şekilde evrimleşti.

Cool that an AI agent found the new CRISPR like system by reading the raw genetic code like plain text. It was a lucky find because the agents missed it on ten consecutive runs when in bio software.

I guess our bodies needs to be in plain text and then we won't die. https://t.co/SUhxrZPg5J pic.twitter.com/ixNhaiYab5

— Bryan Johnson (@bryan_johnson) September 24, 2026

Yeni CRISPR Bu mu?

MIT ve Broad Institute’ta CRISPR teknolojisinin öncülerinden Feng Zhang, henüz hakem onayından geçmemiş olan bu ilk makaleyi incelemiş. Zhang, RNA tekrar dizilerinin dikkat çekici olduğunu ve daha fazla araştırmaya değer bulduğunu belirtti.

Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mikrobiyolog Kevin Blake ise daha temkinli yaklaştı. Blake, Al Jazeera’ye CRISPR’ın doğadaki hali ile geliştirilen teknolojinin aslında birbirinden çok farklı olduğunu söyledi.

Ayrıca, milyonlarca bakteri türü henüz araştırılmadığı için CRISPR-benzeri sonsuz sayıda genetik dizinin kayıtlara geçmediğini de vurguladı.

‘Bu sistemin şu anda CRISPR teknolojisine rakip olacağına ya da terapötik veya pratik bir alanda geliştirilebileceğine dair bir işaret bulunmuyor’ yorumunu yaptı.

Anthropic, ART’nin nasıl çalıştığını çözmek için ek deneyler yürütüldüğünü açıkladı. Sonuçlar, bu tekrar dizilerinin programlanabilir yeni bir araç mı yoksa yalnızca faj biyolojisine özgü bir durum mu olduğunu gösterecek.

Liderlerin ve gazetecilerin uzman analizlerini izlemek için YouTube kanalımıza abone olun

https://youtu.be/IcgIaeIE7LI

Orijinal Claude: Bilinmeyen Enzim Sistemi Keşfetti, Uzmanlar Şaşkın hikayesini Kamina Bashir tarafından tr.beincrypto.com ’da okuyun